9 Ağustos 2007 Perşembe

iyi sex icin vajen estetigi


Çoğu kadın cinsel organının zamanla deforme olmasından dolayı cinsel hazzı yaşayamıyor. Oysa yeni tıbbi uygulamalarla kadın cinsel organının şekli düzeltiliyor, küçültülüyor, vajina yolu daraltılıyor, hatta yeni bir vajina bile yaratılıyor !
Sevişmekten kaçınan veya cinsel ilişkiden yeterince haz alamadığından yakınan kadınların sorunlarının altında yatan en önemli nedenlerden biri, cinsel organlarıyla ilgili estetik kaygıların olması.
Özellikle doğum sonrası genişleyen vajina, hem kadınların hem de partnerlerinin cinsel ilişki sırasında yeterince haz almalarını engelliyor.

Üstelik sorun sadece bununla da kalmıyor; kadınlar, genişleyen vajinaları yüzünden idrar kaçırma gibi sağlık problemleriyle de karşı karşıya kalabiliyor.
Kadınların cinsel organlarıyla ilgili en çok yakındıkları bir başka sorun ise iç dudakların sarkık ve büyük olması. Bu görüntüyü estetik bulmayan kadınlar bikini veya dar pantolon giymekten kaçındıkları gibi partnerlerine de çıplak görünmek istemiyor. Hal böyle olunca da zamanla cinsel ilişkiden soğuma, hatta takıntı veya anksiyete gibi ciddi sorunlar da ortaya çıkmaya başlıyor.
Oysa sağlıklı ve mutlu bir birlikteliğin yolu, öncelikle insanın kendine duyduğu özgüvenden geçiyor. Partneri tarafından beğenildiğini hissetmek de cinsel yaşamda önemi bir rol oynuyor.
İşte tüm bu nedenlerden dolayı günümüzün modern kadını artık cinsel yaşamda aktif bir rol almak için utansa da sıkılsa da hekimlerden yardım alacak kadar kararlı görünüyor. Son sürat gelişen estetik cerrahi de yeni uygulamalarla daha estetik bir görüntüye kavuşmak isteyen kadınların yüzünü güldürüyor!

GENİŞ VAJİNA
Vagina (vajina) bölgesinin geniş olması kadının yapısından kaynaklanabildiği gibi ilerleyen yaş ve normal doğuma bağlı olarak da gelişebiliyor.
Vagina kaslarının gevşemesi, cinsel ilişki sırasında önemli bir sorun haline gelebiliyor. Özellikle doğumdan sonra düzgün onarılmayan yırtıklar nedeniyle genişleyen vajina, kadın ile partnerinin cinsel ilişkiden haz almasını engelliyor.
Tüm bunlar sonucunda kadın zamanla özgüvenini yitirebiliyor ve cinsel yaşamdan uzaklaşabiliyor. Oysa günümüzde vagina daraltmaya yönelik estetik operasyonlar sayesinde kadının cinsel ilişkiden yeniden haz alması sağlanabiliyor.
Ayrıca operasyon sonrasında yaşla birlikte daha sık rastlanan bir şikayet haline gelen idrar kaçırma sorunu da ortadan kalkabiliyor.
Bunun yanı sıra "epizyotomi", yani doğum sırasında rastgele yırtılmayı engellemek için cerrahi olarak yapılan kesi işleminden sonra kabarık ya da kötü görünümlü izler oluşabiliyor.
Günümüzde bu izlerin düzeltilmesi için yararlanılan çeşitli tekniklerden oldukça başarılı sonuçlar alınabiliyor.

Ne yapılıyor?

Basit bir cerrahi girişim olduğu için genel veya lokal anestezi ile sedasyon adı verilen iki uygulamanın bir arada kullanılmasıyla gerçekleştiriliyor. Ameliyatla vajinal kanalın daraltılması ve vajinanın gevşemesi sonucu oluşan (estetik) görünümün düzeltilmesi hedefleniyor.
Yaklaşık bir saat süren operasyonda vajinanın arka duvarına sıkılaştırıcı işlem yapılıyor. Operasyon sonrasında dikişlerin alınmasına gerek duyulmuyor.

Nelere dikkat etmeli?
Vajinanın tam anlamıyla iyileşmesi iki-üç haftayı buluyor. Bu süreç içerisinde enfeksiyon gelişmemesi için kadının hijyen kurallarına özen göstermesi, yani tuvalet sonrası temizliğini vajinadan anüse doğru yapması ve cinsel ilişkiden kaçınması yeterli oluyor.


BÜYÜK DUDAKLAR

İç dudaklar (labia minör), klitorisin üst kısmından vajina girişinin altına kadar uzanan kıvrımlı yapıları oluşturuyor.
Bazı kadınlarda iç dudakların dış dudaklardan biraz taşması doğal olarak kabul ediliyor. Ancak dış dudaklardan sarkacak şekilde uzun olması tıbben önemli bir sorun yaratmasa da estetik görüntüyü bozarak kadını çözüm arayışına itiyor.
Bazan iç dudakların normaldan iri olmasına "esmerleşme" şeklinde renk değişimleri de ilave olup kişiyi rahatsız edici olabiliyor.
Doğuştan var olan ya da doğum sonrasında gelişen bu şekil ve/veya renk bozukluğu, kadının cinsel hayatını da adeta kabusa dönüştürebiliyor.
Vajinasını estetik bulmayan kadın özgüvenini yitirerek partnerine çıplak görünmek istemeyebiliyor. İç dudaklar aşırı sarkık olduklarında cinsel ilişki sırasında araya girerek kadının acı duymasına (disparoni) da neden olabiliyor.
Ayrıca vulvada, yani kadının cinsel organında terleme sonucunda oluşan salgıların bu bölgede birikmesi sonucu kötü kokulu mantar enfeksiyonları da gelişebiliyor.
Tüm bu sorunlar da kadının zamanla özgüvenini yitirmesine, cinsel yaşamdan soğumasına, hatta orgazm güçlüğü çekmesine yol açabiliyor.

Ne yapılıyor?
Lokal veya genel anestezi altında uygulanan basit bir operasyonla iç dudakların kesilerek dış dudakların içinde kalması sağlanabiliyor. Yaklaşık 30 - 40 dakika süren işlemde eriyen dikişler kullanıldığı için dikiş alma sorunu da yaşanmıyor. Kadın operasyondan sonra aynı gün normal yaşantısına dönebiliyor, bir hafta sonra da cinsel ilişkiye girebiliyor.

Nelere dikkat etmeli?
İşlem sonrasındaki ilk iki gün iç dudakların olduğu bölümde şişlik ve hafif kanama oluşabiliyor. Bu nedenle antibakteriyel pomatla günlük pansuman gerekebiliyor. Kadının genel hijyen kurallarına özen göstermesi yeterli oluyor.

(Bu yazı, Elele Dergisi Mart 2005 Sayısı'ndan alınmıştır.)

Koc burcu ve koc burcunun ozellikleri


  • Elementi : Ates
  • Özelligi : Sezgi
  • Yönetici Gezegeni : Pluto ve Mars
  • Metali : Demir
  • Ugurlu Günü : Sali
  • Ugurlu Sayisi : 9
  • Ugurlu Tasi : Pirlanta, beyaz safir, yakut
  • Ugurlu Renkleri : Ates kirmizisi, nar çiçegi
  • Ugurlu Çiçekleri : Lale, gelincik, papatya
  • Ugurlu Kokulari : Manolya, lavanta çiçegi, itir
  • Ugurlu Müzik : Hizli tempolu parçalar
  • En Belirli Özelligi : Cesaret
  • En Büyük Ideali : Zafer
  • En Büyük Hatasi : Acelecilik
  • En Büyük Arzusu : Liderlik
  • En Büyük Yetenegi : Yönetim iliskileri
Son günlerde, zorlu tavirlari ve güleryüzüyle olaganüstü dostça davranan biriyle tanistiniz mi? Tanri yardimciniz olsun. Herhalde bir Koç size el koymus olmali. Özellikle, sohbet sirasinda konusmayi yönlendirmekte biraz sikinti çektinizse...



Kadin olsun, erkek olsun, bu insanlar nerede bir haksizlik oldugunu hissetseler orada savasa girisirler. Fikirlerini yüksek sesle söylemekten de hiç çekinmezler. Sonradan pisman olabilir ama öfke aninda gözü hiçbir seyi görmez.

Koç, burçlar aleminin ilk yildizidir ve dogumu temsil eder. Koç, sadece kendisinin bilincindedir. O, burçlar aleminin büyümeyen bebegidir. Kendi ihtiyaçlari herseyden önce gelir. Bir Koç insani aklina birsey geldigi zaman ya da aklindan birsey çikarmak istedigi vakit, saat kaç olursa olsun (sabahin ilk saatleri ya da gecenin bir yarisi) hiç tereddüt etmeden sizi çagiracaktir. Bir sey istiyorsa onu mutlaka alacaktir.

Üstündeki masumiyet saldirganligini yumusatir. Koç'ta seytanca fesatligin zerresi bile yoktur ve yasami boyunca da böyle kalir. Sonsuza kadar sevdigi insanlara bütün kalbiyle inanir. Her zaman düser ve kalkip ayni seyi tekrar dener. Kafasinda toplanan kuskular, biri çikip da kendisine iyi davraninca hemen yok olur.

Inanilmaz hayaller kurar ve asla yalan söylemez. Karsinizda gördügünüz insan ne ise O'dur. Onda gizli ya da karisik hiçbir sey yoktur. Tipki bir bebek gibi çabuk kirilir ve çaresizdir.

Koç'u dis görünüsünden tanimak çok kolaydir. Koç insanlarinin kararli ve keskin çizgili yüzleri vardir. Pek ender olarak yumusak ve belirsiz olurlar. Belirgin kaslari çogunlukla, Koç isaretini meydana getirecek sekilde, burnun dar köprüsü üstünde birlesirler.

Basta ve yüzde bir ben veya bir iz farkedebilirsiniz; günes vurdugu zaman saçlarin kizila çaldigini ve yüzün normalden daha renkli oldugunu görürsünüz. Normal olarak genis omuzlu ve yürürken gövdeleri hafifçe öne dogru egilir, baslari ileridedir, konusurken de öyle.

Hemen hemen her zaman büyük bir telas içindedirler. Kemik yapilari iyi ve güçlüdür. Duruslari üstün egolarini ve kendilerine duyduklari güveni yansitir.

Koç nadiren sinirli bir sekilde bakislarini odada gezdirir. Öyle yaptigi zaman artik sizinle konusmak istemiyor demektir. Baska bir sey dikkatini çekmis ve sizi unutmustur. Söylediklerinize de dikkat etmiyordur. Sakin gücenmeyin!

Koç hiç kuskusuz seçtigi meslegin veya kendi hesabina kurdugu isin en yüksek mevkiinde olacaktir.

Koç dobra bir insandir. Içtenlik ve dürüstlük Koç'un önde gelen özellikleridir. Ancak, bazilari dengesizdir ve çocukça bir sorumsuzluk içindedir.

Ince hesaplar yapamamasi nedeniyle, ustalikli stratejik hileler yapmak bu insanlar için imkansizdir.

Koç'larin çogu kendilerinden çok baskalari için
server yapar. Herkes kadar o da paradan hoslanir, ancak övgü ve ünden biraz daha fazla haz alir.

Merih insanlari çogunlukla müthis öfkeli olmakla suçlanirlar. Aslinda öyledirler; ama öfkeleri çabuk geçer. Bir kez öfkeyi yendikleri zaman genellikle üzüntü konusu gömülür, unutulup gider... Koç insani kisilere pek öfkelenmez. Kivilcim yagmuruna tutulabilirsiniz, ancak atesi aslinda tahammül edemedigi bir fikre ve duruma karsi açmistir.

Insanda sok yaratan küstahligina ragmen, Koç bir yerde, sosyal zerafet örnegi de olabilir. Kesinlikle bilmedigi konularda, heyecanli ve ilgili tavirlarla saatlerce konusabilir.

Bir realist ve ayni zamanda kararli bir idealist olan Koç, çogunlukla duygusal davranislara karsidir. Son olarak Koç'larin en önemli özelliklerinden birine deginmek istiyoruz; onlar muhalefeti çok severler, öyle ki, aslinda akillarina yatan bir konu bile olsa, isin mutlaka karsi çikacak bir yönünü yakalamakta ve buna muhalefet etmekte üstlerine yoktur.

Saglik bakanligindan diyet uyarisi


Sağlık Bakanlığı, sağlıksız zayıflama diyetlerinin önemli sağlık sorunlarına yol açtığını hatırlatarak, diyette kilo kaybının haftada 0.5-1 kilogramı geçmemesi gerektiğinin altını çizdi.Kısa sürede hızlı kilo kaybı sağlayan, çok düşük enerjili, şok diyetlerle tek tip besine dayalı diyetlerin, yorgunluk, kusma, kalp ritminde bozukluk, tansiyon düşüklüğü, adet düzensizliği, kuru cilt, saç dökülmesi gibi birçok sağlık sorununu da beraberinde getireceği vurgulandı.Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, sağlıksız zayıflama diyetlerinin, önemli sağlık sorunlarına yol açtığı bildirildi. Açıklamada, doktor kontrolü olmadan uygulanan sağlıksız diyetlerin, baş ağrısı, konsantrasyon bozukluğu, sinirlilik, yorgunluk, bulantı, kusma, ishal, kabızlık, safra ve böbrek taşı, kalpritminde bozukluk, tansiyon düşüklüğü, adet düzensizliği, kuru cilt, saç dökülmesi gibi sağlık sorunlarına neden olduğu ifade edildi. Kısa sürede hızlı kilo kaybı sağlayan, çok düşük enerjili şok diyetlerle tek tip besine dayalı diyetlerden kaçınılması gerektiği vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:“Zayıflama diyetleri uygulanmadan önce öncelikle, boya uygun ağırlık saptanmalı, uygun ağırlık söz konusu ise kilo almaktan kaçınılmalıdır. Kilo fazlalığı ve şişmanlık varsa önce ağırlık artışı önlenmeli, daha sonra ağırlık kaybı hedeflenmelidir. Aşırı ve hızlı ağırlık kaybından mutlaka uzak durulmalıdır. Ağırlık kaybı için bireyin cinsiyeti, yaşı, boyu ve fiziksel aktivitesi dikkate alınmalı, kişinin beslenme alışkanlıklarına uygun bir beslenme programı uygulanmalıdır.”


YAĞI ÇOK AZALTMAYINZ


Zayıflama diyetlerinin bireye özgü olması gerektiği vurgulanan açıklamada, şu uyarılarda bulunuldu: “Diyet tedavisi, mutlaka bir diyetisyen kontrolünde yapılmalıdır. Ağırlık kaybı, haftada 0.5-1 kilogramı geçmemelidir. Diğer bir deyişle kişi yavaş ve uzun bir sürede zayıflamalıdır. Yağlı besinler tokluk hissi verdiği ve yağda eriyen A, D, E ve K vitaminlerinin vücutta kullanımını sağladığı için, diyetin yağ miktarıçok azaltılmamalıdır. Günlük enerjinin yaklaşık yüzde 25-30’u yağlardan sağlanmalıdır. Sağlıklı beslenmede yağ türüne de dikkat edilmelidir. Yemeklerde kullanılan yağın bir kısmının zeytinyağı ve fındık yağı, bir kısmının da mısırözü, soya veya ay çiçek gibi bitkisel sıvı yağlar olmasına özen gösterilmelidir. Ancak aşırı yağlı besinler ve kızartmalardan kaçınılmalıdır.”Açıklamada, diyette, tatlı, pasta gibi şekerli besinlerin tüketiminin azaltılması, kuru baklagiller grubuna giren nohut, mercimek, kuru fasulye gibi kompleks karbonhidratların tüketiminin isedaha çok tokluk sağladığı için artırılması önerildi.



GÜNLÜK 2-3 LİTRE SU


Diyetlerin posa yani lif içeriğinin yüksek olması gerektiği belirtilen açıklamada, posalı yiyecekler grubuna giren, sebze, meyve, kuru baklagiller, kepekli un ve ürünlerin, kişinin midedeki sindirimini ve mide boşalma hızını yavaşlatarak tokluk hissini uzattığı, kilo kaybetmesine yardımcı olduğu bildirildi. Açıklamada, sıvı tüketiminin önemine işaret edilerek, sağlıklı birkilo kaybı için günlük en az 2-3 litre su tüketilmesi gerektiği belirtildi. İnsan vücudunun normal fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için bütün besin öğelerine gereksinim duyduğu vurgulanan açıklamada, yeterli ve dengeli beslenmenin, dört besin grubunda bulunan besinlerin yeterli miktarda tüketilmesiyle sağlanacağı ifade edildi. Zayıflama diyetlerinde günlük alınacak enerji ile karbonhidrat, protein, yağ ve diğer besin öğelerinin miktarının, belirli oranlarda ve dengeli olması gerektiği belirtilen açıklamada, zayıflama diyeti uygulayan kişilerin günde 3 ile 6 öğün arasında sık sık ve azar azar beslenmeleri gerektiği ifade edildi. Açıklamada, “Sık aralıklarla beslenme, gereğinden fazla yemeyi önler, acıkmayı geciktirir ve bir sonraki öğünde besin alımını azaltır” denildi.


Kaynak: AA

Alti günde forma girmek


Biraz soluklanmak ve hafiflemek için, fitness uzmanı ve "sıkılaştırıcı" Karine Baillet tarafından hazırlanan outdoor bir reçete.

Pazartesi, öğle yemeği vaktinde koşu

Şehir dışında: Kendinize 2-3 kilometrelik bir parkur seçmekle işe başlayın. İlk 10 dakika boyunca koşmayın, kısa ve sık adımlarla yürüyün. Daha sonra 20 dakika boyunca koşun. Somut hedefler belirleyin. Örneğin 200 metre uzaklıktaki ağaca kadar yürüyeceğim, diğerine kadar yürüyüşümü tempolu hale sokacağım ve sonra koşacağım. Zaman ve mesafeyi aynı şekilde ayarlayarak bunu en az on kere tekrarlayın. Yeterince antrenmanlı olduğunuza inanıyorsanız, elektrik direği, ağaç gibi hedeflere doğru kısa ve tempolu adımlarla yürüyün ve diğer hedefe doğru hızınızı sürekli arttırın.



Şehirde: Bir parkı ya da az kullanılan yolları tercih edin. Hedefler bir bank, bir trafik levhası ya da bir sokak lambası olabilir. Spordan sonra: Kalçalarınızda ve bacaklarınızda kırıklık olmaması için 5 dakika daha yürüyün ve rahatlama hareketlerini uygulayın.

Bacak arkaları için: Bir ağaca (duvar da olabilir) yüzünüzü dönün ve ellerinizi gövdesine yaslayın. Bir bacağınızı öne doğru bükün diğerini gergin tutun. Topuğunuzu yerde tutarak ağacı hareket ettirmek istiyormuşsunuz gibi itin. 30 saniye boyunca bu pozisyonu koruyun. Daha sonra aynı hareketi diğer bacak için uygulayın. Gövdenizi yumuşak hareketlerle dizinize doğru eğin ve nefesinizi düzenli ve yavaş almayı ihmal etmeyin. Pozisyonunuzu 30 saniye koruyun ve bacağınız değiştirerek devam edin.

Salı sabahı, bisikletle gezinti

Şehir dışında: Bisikleti önce 5 dakika boyunca düz bir alanda sürün, sonra 30-40 dakikalık bir gezintiye çıkın. Vitesi düşürerek pedalların daha yavaş dönmesini sağlayın. Böylelikle kalbiniz daha çok çalışacak va dha az yorulacaksınız. Koltukta gergin oturmayın ve gidonu çok sıkı tutmayın. Vücudunuzun üst kısmını gevşek tutun ve bu zamanı karnınızı çekip iterek kaslanması için hareket ettirmekte kullanın.

Şehirde: Önce arabaların vızır vızır geçmediği, sakin bir yol bulun. Demin açıkladığımız yöntemle bisikleti sürün ve klabalık yollarda da konsantrasyonunuzu korumaya bakın.

Kalçalar için: Yine bir ağaca veya duvara karşı yüzünüz dönük haldeyken, tek elinizi destek almak için ağacın gövdesine yaslayın. Diğer elinizle ayak bileğinizden tutarak topuğunuzu kalçalarınızın hizasına ne kadar kaldırabiliyorsanız kaldırın. 30 saniye bu pozisyonda kaldıktan sonra bacak değiştirerek devam edin.

Kalçaların arkası için: Bir ağaç kütüğünün ya da bir bankın üzerine bir bacağınızı koyun, diğer bacağınız yere basılı kalsın.

Spordan sonra: Bacaklarınızı epey zorladınız, rahatlatmak için şu birkaç hareketi uygulayın:

Bacak arkaları için: Bisikleti düşük bir vitese alarak ayağa kalkın. Önce bir topuğu sonra diğerini kullanarak bisikleti yavaşça sürün.

Gevşemek için: Bir ayağınızı pedaldan çekip bacağınızı silkin. Aynısını diğer bacağınız için de uygulayın.

Çarşamba akşam üzeri roller veya trotinet

Şehir dışında: Kayılabilecek bir alan bulun. Asfaltı iyi olan bir yol, deniz kıyısında bir kaldırım uygun olabilir. 40 dakika boyunca zaman zaman bacak değiştirerek kayın. Rüzgara karşı bir direniş yaratmak için arada kollarınızı açık tutarak kayın.

Şehirde: Bir ırmağın kenarındaki yol boyunca ya da bir süper marketin otoparkında kayabilirsiniz.

Spordan sonra: Kaslarınızı gevşetmek için şu hareketleri uygulayın:

Roller için

• Karnınızı içeri çekip, kollarınızı ileriye doğru uzatabileceğiniz kadar uzatın ve öyle kayın. Düzenli nefes alıp vermeye devam edin.

• Kollarınızı öne doğru uzatıp bacaklarınızı bükün ve karnınızı içeri çekin. Sırtınızı kamburlaştırın ve pozisyonunuzu birkaç saniye koruyun.

• Bacaklarınızı rahatlatmak için, rollerlarınızı çıkartın ve pazartesi günü için önerdiğimiz germe hareketlerini yapın.

Trotinet

• Trotinetin üzerine bir bacağınızı koyun ve yavaş yavaş giderken diğerini kaldırıp havada tutun. Arada bacak değiştirin.

• Ara verdiğinizde pazartesi günü için önerdiğimiz hareketleri yapın.

Kozmetik ve Allerji

Hatırı sayılır miktarda para ödeyerek bir nemlendirici aldınız... Ürün size “hipoallerjenik” olarak sunulduğu ve “kaliteli” bir marka olduğu için tereddüt etmeden kullanmaya başladınız. 2-3 gün sonra yüzünüzde kızarıklık ve kaşıntı başladı ve gittikçe artan bir dermatit (egzama) tablosu ortaya çıktı... Bu durum özellikle hanımlar arasında oldukça sık rastlanan bir talihsizliktir. Kullanılan kozmetik madde allerji yapmıştır. Hem de “hipoallerjenik” (allerji yapma ihtimali zayıf) olduğu halde. Kullanılan ürün hipoallerjenik değil ise, ciltte dermatit oluşturma riski

şüphesiz daha da fazla olacaktır.

Kozmetikler niçin dermatit yapıyor?
Sağlık ve güzelleşmek için kullanılan bu ürünlerin cilde zarar vermeyecek şekilde üretilmesi gerekmez mi? Bu maddelerin denetimi yok mu? Ne yazık ki ülkemizde gıda maddelerinin üretimi bile kontrol ve denetim altına alınamamıştır ve kozmetikler için böyle bir beklenti içinde olmak fazlaca “iyimserlik” olacaktır. ABD ‘de yapılan araştırmalarda kozmetik maddeler içinde 2983 adet kimyasal madde olduğunu ve bunların 884 tanesinin toksik özellikte olduğu belirlenmiştir.

Kozmetiklerle allerji nasıl gelişir?
Bu konu tamamen kişinin cilt yapısı ve bağışıklık sistemi ile ilişkilidir. Bağışıklık sistemi organizmayı yabancı maddelerden korumak üzere programlanmıştır. Bunlar genellikle bakteriler, virüsler ve tümörleşen hücrelerdir. Bağışıklık sistemi hergün hücrelerimizi adeta tek tek kontrol ederek vücudun “sağlık durumunu” idame ettirir. Maalesef bazı kişilerde kozmetikler ve sanitasyon maddeleri (ör: sabun) içindeki partiküller zararlı madde olarak algılanır ve vücutta bunlara karşı “dermatit” ile sonuçlanacak reaksiyon (tepkime) başlatılır.

Kozmetikler 2 farklı dermatite neden olur:
“Allerjik kontakt dermatit” ve “İrritan kontakt dermatit”. Birincisi adın da anlaşıldığı gibi doğrudan doğruya kozmetiklere allerji gelişmesiyle ortaya çıkar. Önceden herhangi bir allerjen maddenin teması ile duyarlanmış deriye aynı maddenin tekrar temas etmesi ile ortaya çıkan bağışıklık sistemi aracılıklı bir reaksiyondur. Kontakt dermatit tanısı konan hastaların yaklaşık % 25-30 kadarını allerjik kontakt dermatit oluşturmaktadır. Allerjene karşı gelişen duyarlılık haftalarca, yıllarca hatta çoğu kez bütün bir ömür boyu devam edebilir. Allerji gelişmiş olan maddeye her temas edildiğinde, dermatit bulguları ortaya çıkar İrritan kontakt dermatit ise kozmetik ve sanitasyon ürünleri içindeki “tahriş edici” maddelere bağlı olarak ortaya çıkar. Deriye dışardan temas eden bir takım tahriş edici maddelerin oluşturduğu immünolojik olmayan, yani bağışıklık sistemi tarafından başlatılmayan reaksiyonlardır. Tüm kontakt dermatit olgularının ortalama %70’ini oluşturur. Maddelerin toksik etkisine bağlı olarak ortaya çıkar. Önceden duyarlılık kazanılmış olması gerekmez ve maddeyle ilk kez temas edilmesi sonrasında bile meydana gelebilir.

Kozmetik allerjilerine nasıl tanı konur?
Bu tür kontakt (temas) allerjilerinde uyglanan özel bir tanı yöntemi vardır. Yama testi (patch test) adı verilen ve vücutta temas allerjilerine neden olduğu bilinen temel maddeleri içeren bu test sırt bölgesine uygulanır ve kişinin allerjik olduğu maddeler belirlenir. Bu tespit çok önemlidir, çünkü temas allerjilerinin “kalıcı” bir tedavisi yoktur. Tek tedavi yöntemi allerji yapan maddelerden uzak kalınmasıdır. Birden fazla kozmetik ürün kullanıyorum, acaba allerjimin sebebi hangisi? Bu durumda bir allerji uzmanına başvurmanız gerekir. Kullanmakta olduğunuz kozmetik maddeler yama testine benzer bir metodla değerlendirilerek hangisinin allerji nedeni olduğu tespit edilebilir.

Kozmetik allerjilerinden korunmak mümkün mü?
Öncelikle kaliteli ve markalı ürünler tercih edilmelidir. Daha önce kullanılmamış olan bir ürün ilk kullanımda yüze ya da ellere değil, vücudun başka bir bölgesine (ör: kolun iç kısmına) ve çok az miktarda 2-3 gün süreyle uygulanmalıdır. Sözkonusu ürün uygulama bölgesinde herhangi bir reaksiyona neden olmuyor ise kullanılmaya başlanmalıdır. Bu konuda emin olunamıyor ise bir uzman doktordan yardım alınmalıdır.

Sözün özü;
Kozmetikler ve sanitasyon ürünleri, modern dünyada günlük hayatın vazgeçilemez bir parçasıdır. Bazen istenmeyen etkilere neden olsalar da onları kullanmaya devam edeceğiz. Bu nedenle, her konuda olduğu gibi kozmetikler konusunda da “bilgili” birer tüketici olmak ve sağlığımızın için en doğrusunu uygulamayı bilmek zorundayız.

Kaynak: Allerjim.Com, Dr.Zafer Çalışkaner

Daha biçimli kalcalar için

Dişiliğin sembolü kalçalar için yapmanız gereken tek şey biraz zaman ayırmak ve gayret göstermek...


Küçük, dar ve sıkı kalçalar...


Kadın vücudunun en çok ilgi çeken bölgelerinden olan kalçaların biçimli olması aslında bir hâyâl değil. Biraz özen, bakım ve egzersiz kalçalarınızın forma girmesinde ve seksi bir görünüm almasında son derece etkili olabiliyor. Dişiliğin sembolü kalçalar için yapmanız gereken tek şey biraz zaman ayırmak ve gayret göstermek. Bildiğiniz gibi suyun sağlığımız üzerindeki yararları saymakla bitmiyor. Suyun cilt ve sindirim sistemi üzerinde olumlu etkileri olan suyu asla ihmal etmeyin. Günde 13 bardak su içmeyi alışkanlık haline getirin. Sıkı ve biçimli kalçalara sahip olmak için bu bölgedeki kaslarınızı çalıştırmanız şart.


Bunun için en ideal hareket şudur:



Yere sırt üstü uzanarak kalçanızı 10 kere kaldırıp indirin. Daha sonra yukarıda 10 saniye kadar tutun. Bu hareketi 4 kez tekrarlayın. Bunun dışında yüzme, yürüyüş özellikle de bisiklete binmek de kalçalar için önerilen egzersizler arasında yer alıyor. Masaj kalçalar için de çok yararlı. Piyasada satılan masaj aletleri ile yapabileceğiniz gibi suyla da masaj yapabilirsiniz. Özellikle soğuk suyun basıncı kalçalarınızın sıkılaşması için ideal. Tuzdan ve çok tuzlu yiyeceklerden uzak durun. Özellikle masa başında oturarak iş yapan kadınların büyük bölümünde alınan kilolar kalça bölgesine gidiyor ve zamanla dolgun kalçalar ortaya çıkıyor. Bu nedenle gün boyu hareketsiz kalmayın. Ofisiniz üst katlarda ise asansör yerine merdivenleri kullanın. Yürüyebileceğiniz mesafeler için arabanıza ya da toplu taşıma araçlarına binmeyin.

KADINDA ORGAZM





Mutlu bir birliktelik için önemli unsurlardan biri her iki tarafı da mutlu kılan ve her yönden tatmin eden bir cinsel ilişkidir. Mutluluk veren bir sevişme eşleri daha huzurlu, daha mutlu ve çevrelerine karşı daha sevecen yaparken, birbirlerine daha çok bağlar, yakınlaştırır ve onları bütünleştirir.

Orgazm Nedir?

Sevişme öncesi partneri çıplak olarak görme, tatma, dokunma, işitme yani partnerin sesini duyma, koku gibi seksüel uyarı veya düşünceler ile başlayıp beyin ve vücudun ortak hareket etmesi sonucu yaşanan zevk anına \"orgazm\" denir. Orgazm, çeşitli cinsel uyaranlarla beynin uyarılması ile başlayan ve uyaranların etkisiyle kişide hem bedensel hem de ruhsal olarak algılanan cinsel yanıtın son aşamasındaki hoş bir histir. Orgazm normal bir vücut fonksiyonudur. Orgazm öğrenilebilir istemli bir reflekstir.

Orgazmın İşlevi Nedir?

Beden ve ruhun kendi kendini tatminle veya cinsel ilişkiyle kişinin haz almasını sağlamasıdır. Ancak orgazm ilişkinin amacı değildir ve olmamalıdır.

Orgazmın Faydaları

*Bedensel ve ruhsal olarak bir rahatlama sağlar,

*Daha kolay hamile kalınır vb.





Orgazmın Fazları

Masters ve Johnson adlı bilim adamları yaptıkları çalışmalarda orgazmı dört fazda ele almışlardır:

1-Uyarılma Fazı:Kadında cinselliği yaşama ihtiyacının ortaya çıkarmasıyla başlayan bu fazda memelere ve genital organlara giden kan miktarında artma olur. Bu sayede vajina girişindeki Bartholin salgı bezleri faaliyete geçerek vajinal kaygan sıvı salgılanmasında artış ve 10-30 saniye içinde ıslanma meydana gelir. Meme uçları belirginleşir ve memeler büyür. Daha sonra rahim yukarıya doğru çekilir, dudaklar şişip düzleşip ve araları açılarak vajinanın alt kısmı genişler, klitoris kabarır. Rahim ağzı ve rahim yukarı doğru çekilir. Bu sayede tüm bedende cinselliğe hazırlık için yukarıdaki değişiklikler meydana gelir. Ayrıca bu evrede kalp atışları hızlanır ve solunum sayısı artar, kan basıncı yükselir, boyunda ve göğüste kızarmalar meydana gelir.

2-Plato yani Gerilim Fazı: Bu fazda cinsel gerginlik ve erotik duygular yoğunlaşır, cinsel arzularda artış iyice belirginleşir. Vajinanın dış 1/3 kısmındaki kan miktarında artma nedeniyle şekli değişir, iyice şişer ve üst kısmı balonlaşır ve bu esnada vajinada hafif bir ağrı olabilir. Rahim uyarılma fazındakinden daha yukarıya doğru çekilir, klitoris daha da belirginleşir ve dudakların rengi koyulaşır ve normalin 2-3 katı büyür. Klitoris iyice şişer. Memelerin uç kısmındaki koyu renkli alan belirginleşir. Kalp hızı artar ve ateş basması olur. Bacaklarda ve kalçalarda kasılmalar olur. Eğer uzun sürerse vajinal ıslaklık azalabileceği bu fazın sonlarına doğru kadının vücudu tam bir cinsel birleşmeye hazır hale gelir. Bu fazda bir önceki evrede büyümüş olan klitorisin küçülme eğilimi göstermesi ve orijinal boyutunun yarısına kadar küçülmesi orgazmın yaklaştığını gösteren önemli bulgulardan biridir. Bu fazın süresi kadından kadına hatta bazen aynı kadında bir cinsel eylemden diğerine belirgin değişiklikler gösterebilir.

3-Orgazmik yani Doyum Fazı:Daha önceki evrelerde artmış olan gerginliğin boşaltılması olarak algılanabilecek bu fazda ateş basması tüm vücuda yayılır. Vücutta bulunan kasların çoğu kasılır ve tam zirve noktasında vücut kaskatı kesilir. Bu durum kadının yüzünde sanki acı duyarmış gibi bir görüntü yaratabilir. Mesanenin dışa açıldığı yerden sıvı salgısı olur ve bu durum “kadının boşalması” olarak tanımlanabilir. Rahim, vajina ve anüsde eş zamanlı, ritmik düzenli kasılmaların olduğu en kısa süren fazıdır. 0.8-1 saniye aralıklarla gerçekleşen bu kasılmalardan kadında bir orgazm esnasında 3-15 kasılma olur. Kadının burnu hafiften sulanmaya başlar, başparmağı dik duruma geçer, göz bebekleri büyür, boğazı kurur ve yutkunma gereksinimi duyar, göğüsleri arasındaki deri hafifce kızarır, ayakları da oynar.

4-Çözülme yani Gevşeme Fazı: Daha önceki fazlarda gerçekleşen değişimlerin normale dönme sürecidir. Tüm bu geri dönüş süreci 5-10 dakika sürer. Klitoris ve meme uçları hassaslaşır ve ağrıya duyarlı bir hal alır. Ateş basması kaybolur. Hızlı soluk alıp verme ve terleme görülür. Kalp hala daha hızlıdır. Eğer bu fazda seksüel uyarı devam ederse kadın daha fazla sayıda orgazm yaşayabilir. Kadınlar beyinden orgazm esnasında salgılanan endorfin adı verilen mutluluk hormonlarının etkisiyle gevşer ve kendilerini iyi hissederler. Kadınların çoğunda orgazm sonrası klitoris ve meme uçları hassaslaşır ve ağrıya duyarlı hale gelir.

Orgazm Sorunları ve Bozukluklarının Tipleri

1-Anorgazmi:Hiç orgazm olamama durumudur. Bu durum iç sıkıntısı, kişinin kendi kendine olan saygısı yitirmesi ve depresyon ile sonuçlanabilir.

2-Rastgele Anorgazmi: Zaman zaman orgazm yaşanamaması durumudur.

3-Koital Anorgazmi:Cinsel birleşme ile orgazm olamama ancak mastürbasyon vb. gibi ile orgazm olma durumudur.

4-Erken Orgazm:Çok nadir olarak görülür.

Orgazm Sorunları ve Bozukluklarının Nedenleri

*Ön sevişmenin eksik ve aceleye getirilmesi,

*Partnerin erken boşalma sorununun olması,

*Partnerin ereksiyon sorununun olması,

*Partnere karşı olan ilgi kaybı,

*Alkolizm,

*Depresyon ve üzüntü,

*Menopoza ilişkin östrojen azlığı,

*Vaginal akıntılar,

*Vaginanın geniş olması,

*Şeker hastalığı,

*Nörolojik bozukluklar ve nörolojik ilaç kullanımı,

*Problemli bir çocukluk geçirilmiş olunması,

*Düzenli ve sağlıklı bir aile yaşantısının olmaması,

*Ergenliğe geçiş döneminde problemli ve travmatik cinsel deneyimlerin yaşanması,

*Cinsel kimlik çatışmaları,

*Sosyo-kültürel yasaklamalar ve aşırı dinsel inançlar,

*Bilgisizlik,

*Cinsel taciz veya tecavüz yaşamak,

*Aldatılmak,

*Gebe kalma korkusu,

*Partnere güvenmeme,

*Cinsel ilişkiye zorlanmak,

*Duyarlı, bilgili, sıcak, yaşamı seven bir kadının nasıl olduğuna ilişkin yeterli rol modelinin bulunmayışı,

*Güvenilir, emin, sosyal açıdan kabul edilebilir ve özel bir atmosferde, ödüllendirici ve destekleyici koşullarda bir cinsel deneyime girişme olanağını bulamama vb.

Orgazm Sorunları ve Bozukluklarının Tedavisi

*Tedaviden amaç orgazmı cinselliğin en önemli amacı olarak görmekten vazgeçip, ön sevişme, uyarılma, cinsel tecrübe, zevk ve çiftlerin birbirlerinin bedenlerini daha yakından tanımaları için cinsel terapi veya cinsel danışmanlık hizmetleri, kadının üstte olduğu cinsel pozisyonların denenmesidir. Kadın gelmeye başlayınca, erkek mümkün olabildiğince hareketsiz kalmalı ve sert hareket etmemelidir. Meme uçları, kulak arkaları, bacakların iç yüzleri gibi erojen bölgeler uzun süre uyarılmalıdır. Cinsel istek, uyarılma, orgazm ve doyum döngüsünde ayrıntılar ne olursa olsun önemli olan klitoris uyarısının uygun şekilde, yaygın, ritmik, kesintisiz ve yeterli süre yapılmasıdır.

*Vakum Cihazı:Negatif basınç yaratan el kadar küçük bir cihazdır ve kitorise belirli süre bellirli bir protokolle uygulandığında orgazm olmayı kolaylaştırmaktadır.

Orgazm Hakkında Bilinmeyenler

*Kadınlarda sadece düşünce yolu ile hiçbir fiziksel temas olmadan da orgazm yaşanabilir.

*Her ilişkide orgazm yaşanacak diye bir kural yoktur. Zaman zaman orgazm olunmaması da son derece normal bir durumdur.

*Orgazm her iki eşte de aynı anda meydana gelebileceği gibi ayrı zamanlarda da olabilir. Aynı anda orgazma ulaşmak çok keyifli olsa da bir o kadar zor bir durumdur. Eşlerden birinin önce gelmesi hiçbir şekilde diğerinin orgazma ulaşmasını engellemez.

*Kadınların yaklaşık %50’i çeşitli nedenlerden ötürü orgazm taklidi yapmaktadır.

*Penis uzunluğunun kadının tatmin olmasıyla yani orgazmın şiddeti ile penis büyüklüğü arasında hiçbir ilişki yoktur. Ancak orgazm beyinde gelişen bir olaydır, kişinin psikolojisi ile yakından ilgilidir. Uzun ve kalın bir penisi görmek bir kadını daha fazla heyecanlandırabilir.

*Cinsel tepkileri normal olan her kadın cinsel birleşmede ya da mastürbasyonla her seferinde bir ya da birkaç orgazma ulaşabilir.

*Kadınlarda en şiddetli orgazmlarını 35\ li yaşlarda yaşarlar.

*Kadın uyarılmaya başladıktan sonra orgazma ulaşabilmesi için ara vermeden aynı tempoda uyarılmaya devam edilmelidir.

*Kadın orgazma varacağı anın geldiğinde eşine penisin girmesini istediğini söylemelidir. Çünkü bu arada kadının uyarılması durdurulursa isteği söner ve yeni baştan sevişmeye başlamak gerekir.

*Kadınlar uykuda da orgazm yaşayabilmektedir.

*New Scientist dergisinin haberine göre Amerikalı bir cerrah olan Dr.Stuart Meloy cinsel ilişkiye girmeden kadının orgazm olmasını sağlayan deri altına yerleştirilen implant adını verdiği bir aygıt geliştirdi.

*ABD\ de kadınlarda orgazmı artıran “Viacreme” adı verilen bir krem piyasaya çıktı.

*Orgazmın süresi ve şiddeti kişiden kişiye değişir.

*Kadınlar eşlerine mükemmel olduklarını hissettirmek ya da zevk almadıkları bir cinsel ilişkiyi kısa yoldan bitirmek istedikleri veya eşine onun \"yetersiz\" olduğu duygusunu yaşatmamak ve öte yandan da yine eşinde kendisinin \"yetersiz olduğunu\" kanısını uyandırmayı engellemek için çoğu zaman orgazm taklidi yaparlar.

*En yoğun orgazm yaklaşık ilk 5 dakika içinde gerçekleşmektedir.

Dr.A.Cem KEÇE\ ye Ulaşmak veya Randevu Almak İçin
Muayenehane Telefon & Fax
0 312 213 01 32
0 312 213 01 33
0 312 335 40 44 / 113
0.555.274 41 97
Muayenehane Adresi
Emek 8. Cadde No:77 / 1 EMEK - Çankaya - ANKARA

Kaynak: Hekimce


7 Ağustos 2007 Salı

Selülit Formülleri ve selülitten kurtulma yolları Selüloit

Selülit Nedir?

Selülit (tıbbi olmayan terimiyle) – vücudun değişik yerlerinde ortaya çıkan “portakal kabuğu” görünümüne verilen addır. Kadınların yüzde 80 de ortaya çıkar ve hormonal dengesizlikler başta olmakla bir çok nedeni vardır. Şişmanlıktan farklı olarak kalçalar, basen bölgesi ve bacaklar selülitin en sık görüldükleri yerlerdir. Selülit nadiren erkeklerde de görülür.

Selülitten sadece diyet ve hareketler sayesinde kurtulmak mümkün değildir. Selüliti basit bir yağ tabakası olarak görmek büyük bir yanlış olur, çok zayıf olan kişilerde bile selülit kendisini gösterebilir. Derinin alt tabakasındaki yağ dokusunun çevresinde oluşan selülit derinin üst kısmında girintili çıkıntılı bir görünüm oluşmasına neden olur.

Beslenme, doğum kontrol hapı kullanımı, gebelik, sigara kullanımı, lenf sisteminin yetersizliği, irsi faktörler, hormonal dengesizlikler, spor yapmama, hareketsizlik gibi etkenlerin neden olduğu selülitten çeşitli yollarla kurtulmak ve büyük değişiklikler görmeniz mümkün. Ancak yine de hemen sonuç almayı ve her şeyin bir anda değişmesini beklemeyin.





Nereden Başlamalı?

İlk Adım – Vücudunuzdaki toksinlerden kurtulun..Selülitten kurtulma işlemlerinden önce toksinleri vücudunuzdan atmanız önemlidir. Selülit tedavi yöntemlerini uygulamadan önce hayatınızda aşağıdaki değişiklikleri yapın:

Beslenme Alışkanlığı.

Sigarayı bırakın, alkollü içki ve kola, kahve gibi kafein içeren içeceklerden uzak durun. Sade su için. Toksinleri ve zararlı maddeleri vücuttan atmak için, günde ortalama 1.5 litre su içmek gerekir. Yapay tatlandırıcılardan, renklendiricilerden ve katkılı yiyecek, içeceklerden kaçının. Doğal olmayan ve toksinleri artıracak besinlerden uzak durun. Selülit tedavisinde tuzu asgari düzeye indirmek gerekir. Fındık, fıstık, çekirdek gibi kuruyemişleri yemeyin. Kırmızı et kullanımına ara verin. En iyisi balık tüketin. Tavuk yiyeceğiniz zaman derisini ve yağlarını çıkarın. Sizin için zor olacak, ama süt ürünleri yemeğe ara vermelisiniz. Patates, pirinç, elma, havuç su tutucu gıdalardır, bunlardan tüketmemeye gayret edin. Lifli gıdalar tüketin.


Hayatınızdan Stresi Uzaklaştırın.

Vücudumuzda yer alan selülit kendi başına bir stres kaynağıdır. Vücudunuzu zorlayacak hareketlerden kaçının – aerobik, ağırlık kaldırma gibi. Daha kolay hareketlere yönelin. Örneğin; yüzme, dans gibi. Stresten uzak durun. Stresli vücut yağlardan kurtulmak yerine onları korumaya yönelir.

Banyo ve düzenli duş selülit tedavisinde önemli rol oynar. Özellikle soğuk duş, kan dolaşımını arttırdığından selülit oluşumunu engelleyici özellik taşır.

Selülit banyosu için birkaç reçete:
- Deniz tuzuyla banyo. Banyo suyuna karıştırılmış deniz tuzuyla haftada 1 kez 15 dakika banyo yapın.

- Gül yapraklarıyla banyo. Gül yapraklarını toplayıp banyo suyuna ekleyin. Cildiniz yumuşak bir hal alacak. Bu banyo aynı zamanda rahatlamak için de idealdir.

- Deniz yosunu banyosu. Bu banyo toksinleri uzaklaştır, kirleri temizler, cildi ferahlatır. Bu banyoyu haftada 1 kez 20 dakika yapın.

Banyo reçetelerine daha sonra detaylı açıklamalarla geri döneceğim. Daha önce ev koşullarında anti selülit reçeteleri yapma konusuna değinmek ve bu reçeteleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

Ev Koşullarında Selülit Tedavi Ürünleri Yapmak ve Kullanılan Yöntemler.

Jeller. Genellikle jeller kozmetik ürünlerin içeriğinde yer alan yağlara karşı hassasiyeti olan ciltlerde kullanılır. Yağlı ve normal ciltlerde kullanımları uygundur.

- Gliserin Jeli.
Malzemesi: gliserin 56 gram, su 40 gram, mısır unu 4 gram.
Malzemeleri karıştırın ve iyice karışması için 2 saat bekletin.

- Ballı Jel.
Malzemesi:gıda jelatini 3 gram, gülsuyu 34 gram, bal 1 gram, gliserin 50 gram, borik asit 3 gram

Jelatini gülsuyunda eritin, borik asidi ilave edin, ısırtılmış bal ilave edin. İyice karıştırın, 4-5 saat bekletin.

Zor bir reçete oldu, ama sırada reçete çok J

- Banyo reçetesi. Daha önce de belirttiğimiz gibi deniz tuzu banyosu çok yararlıdır. Detaylara inecek olursak, 500 gram deniz tuzunu küvete boşaltın. Küvet suyunun sıcaklığı en fazla 37 derece olmalıdır. Banyo süresi 15-20 dakikadır. Küvetten sonra ılık suyla duş alıp, bornoz giyilmelidir. Bu banyo haftada 1 kez yapılabilir.

- Bir başka selülit banyosu tarifi. 300 gram bitki karışımı – lavanta, biberiye, atkuyruğu, yalancı iğde, kekik otu, mercanköşk, adaçayı,kekik karışımı küvete eklenir. 15 dakika banyo yapılır. Banyoyu masaj izledi takdirde daha etkili bir sonuç alınır.

- Banyo reçetelerine devam: 1 bardak yoğurdu bitki yağlarıyla karıştırın. Bitki yağları karışımı için birkaç seçenek var; Birinci seçenek, 3 damla ardıç, 1 damla biberiye, 1 damla sardunya, 1 damla lavanta, 1 damla adaçayı. İkinci seçenek, 4 damla lavanta, 3 damla limon, 5 damla kekik, 5 damla biberiye. Üçüncü seçenek, 6 damla kekik, 4 damla biberiye, 2 damla limon. Suyun sıcaklığı 37 derece, banyo süresi 20 dakika.

- Doğal Banyo. Ayrık otu ile zemberek otu birlikte ezilir. Elde edilen karışım yarım saat tuzlu suda kaynatılarak süzülür. Sıvı bir kaba alınarak gün boyu dinlendirilir. Gün aşırı yatmadan önce sıvı ısıtılarak oturak banyosu yapılır.

- Antiselülit Banyosu: 5 damla tarçın yağı + yarım bardak ılık süt karıştırılır, sıcak banyo suyuna eklenir. Banyo süresi en fazla 5 dakikadır.

- Portakal kabuğundan kurtulmak için bir başka deniz tuzu yöntemi: 1:3 oranda deniz tuzu eklenmiş bir bardak su her gün içilir.

Selülitle savaşta bitkiler

Selülitlerden kurtulmak için bitkiler yaygın olarak kullanılmaktadır. Dere otu kökü idrar söktürücü özelliğiyle organizmayı toksinlerden arındırır, endokrin bezlerinin metabolik işlevlerini normalize eder. Huş ağacı selülit oluşumuna de zemin hazırlayan, vücudun dokulardaki fazla suyu atmasını sağlar. Taze meyve ve sebze, özellikle kivi, limon, yulaf, bezelye, fasulye ve mercimek yiyerek cildinizin daha gergin bir yapıya sahip olmasını sağlayabilirsiniz. Beyaz ve kırmızı turp, maydanoz, çilek ve kereviz ise vücudun fazla suyu atmasını sağlar. Ayrıca yeşil çay, biberiye çayı, rezene çayı, zencefil, mısır püskülü yardımcı olabilir.

Selülite karşı aşağıdaki bitkisel yağlar kullanılabilir; ardıç, limon, bergamot, greyfurt, turunç, limon otu, tarçın, muskat, sardunya.

Japon diyet uzmanları zayıflamak için greyfurt ve kara biber kokularının yararlı olduğunu ortaya çıkarmışlar. Bu kokularla vücudun yağ yakma işlemi arasında direk bir bağlantı olduğunu iddia ediyorlar. Bu nedenle greyfurdu aktif olarak kullanmaya başlasanız yararınıza olur. Hem deriye sürerek, hem banyoda kullanarak iyi sonuçlara ulaşabilirsiniz.

Selülit için bitkisel takviyeler:

- Biberiye çayı, günde 2-3 bardak, tatlandırılmadan içilmelidir. Hamileler ve yüksek kan basıncı olanlar içmemelidir.
- Enginar yaprağı çayı için; 1 tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış yaprak, 1 bardak kaynar suyla haşlanır, 8-10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 3 bardak çay, aç karnına, tatlandırılmadan içilir.
- Limon suyu, suyla yarı yarıya inceltilir, tatlandırılmadan, günde 1 bardak içilir.

- Duvar sarmaşığının yapraklarını ufalayın ve bir litre sıcak suya katıp için.

- Erkeçsakalı çiçeklerini günde 4-5 kez demleyerek aç karna için. Fincan başına iki tutam erkeçsakalı yeterli.

- Günde en az 1 bardak greyfurt suyu için. Greyfurt selülitin düşmanıdır; yağları parçalar ve cildi canlandırır.

Selülitle savaşta en çok kullanılan yöntem vücudu sarmaktır. Sarmak için özel bir örtü türü kullanılmalıdır. Uzun süre vücut ısısını koruyup, “sera etkisi” ortaya çıkaracak bir madde olmalıdır. Bu yöntemde kullanılan beyaz kil çok iyi sonuçlar vermektedir. İşte Maske Tarifleri.

- Sirke Maskesi. Bu yöntem için sadece doğal elma sirkesi uygundur, derecesi %4-6 civarındadır. Elma sirkesi ve suyu 1:1 oranında karıştırın. Bu karışıma limon yağı veya nane yağı veya biberiye yağı eklenebilir. Selülitli bölgeye sürün. Üzerini naylonla ve onun da üzerini battaniyeyle kapatın. Yarım saat – 1 saat bekleyin. Sonra maskeyi yıkayın, nemlendirici sürün.

- Ballı Sirke Maskesi. Eşit ölçülerde bal ve sirkeyi karıştırın, buğday unu ekleyip hamur yapın. Selülitli bölgeye uygulayın, yukarıdaki yöntemle 2 saat bekletin. Ertesi gün tuzsuz yağsız loru aynı bölgeye sürün, sarıp 2 saat bekletin. İşlemleri tekrarlayınca sonucu göreceksiniz.

- Beyaz Kil Maskesi. 1 paket kili suyla karıştırın, 5 damla limon, portakal, mandalina yağlarından birini ekleyin, 2 çorba kaşığı tarçın ekleyin. Selülitli bölgeye uygulayıp, yukarıda anlattığımız şekilde sarın. 20-30 dakika bekletin. Bu maske fazla yağların atılmasına ve problemli bölgenin pürüzsüzleşmesine neden olur.

- Yağ Maskesi. 20 ml zeytinyağı (badem, jojoba yağları da olabilir) + 3 damla limon yağı + 3 damla ardıç yağı + 3 damla lavanta yağı. İyice karıştırın, sorunlu bölgeye uygulayın. Yukarıda anlattığımız şekilde kompres yapın. 0.5 – 1 saat bekletin. Daha sonra yıkayıp nemlendirici sürün.

Şifalı bitkilerle yapılan birkaç maske de var.

- Doğal Maske. Sarmaşık yaprakları ile kırlangıç otu yirmi dakika süreyle suda kaynatılır. Süzülerek elde edilen posaya, yulaf unu karıştırılarak lapa kıvamına gelinceye kadar susam yağı ile yoğrulur. Hazırlanan lapa, temiz bir beze yaydırılarak sorunlu bölgeye konur.
- Doğal Maske 2. Kayın ağacının kabukları bir saat süreyle suda kaynatılır. Süzülerek elde edilen sıvı bir kaba doldurularak dinlendirilir. Dinlendirilen sıvıdan, tedavi süresince vücudun selülitli bölgelerine iki saatte bir kompres yapılır. Ayrıca ısıtılan bu sıvı ile her gün banyo yapılır.

Scrub. Scrublar ölü deri giderici ve kan dolaşımını hızlandırıcı etki yaparlar. Bu özellikler selülitlere karşı savaşta önemlidirler.

- Scrub reçetesi. 1 ölçü zeytinyağını ½ ölçü ılık suyla karıştırın, üzerine ½ ölçü deniz suyu ekleyin. Karıştırın. Daha sonra hazır karışımı avucunuza dökün, selülitli bölgeye aşağıdan yukarıya olmak koşuluyla masaj yapın. İşlem bittikten sonra bölgeyi yıkayın, losyon veya krem sürün. Bu yöntemi haftada 1 kez kullanabilirsiniz.

- Kahveli Scrub. Yenisini pişin veya bayatını kullanın, fark etmez. Sıcak banyodan sonra, problemli bölgeye masaj yaparak uygulayın. 5-10 dakika bekletin. Yalnız kahve doğal olmalıdır. Karıştırma kahveleri kullanmayın.

- Yukarıda bahsettiğimiz deniz tuzunu da scrub olarak kullanabilirsiniz. Sıcak duş sonrası problemli bölgeleri tuzla ovun, 5-10 dakika masaj yapın, işlemden sonra nemlendirici sürün.

Deniz Tuzlu Banyo Reçetelerine Devam.

- 1.reçete. 1 kg deniz tuzu + 10-12 damla bitki yağları karışımı (mandalina, portakal, greyfurt, ardıç, limon)- 2. reçete. 1 kg deniz tuzu + 10 damla bitki yağları + yarım limonun suyu
- 3.reçete. 1 kg deniz tuzu + 10 damla bitki yağları + 1 litre papatya ve ısırgan otu çayı
- 4.reçete. 1 kg deniz tuzu + 10 damla bitki yağları + 250 ml süt
- 5.reçete. 1 kg deniz tuzu + 10 damla bitki yağları + 1 litre maden suyu
Banyolardan önce vücudunuzu kirlerden arındırırsanız daha iyi sonuçlar alırsınız.
Çok yöntem var hangisi nasıl bir sırayla kullanılmalı derseniz, uzmanlar şöyle bir sıralamayı öneriyorlar: Duş – scrub – banyo – maske – antilelülit jeli veya kremi + masaj – edinebilirseniz gece yatarken giymek için masaj pantolonu. İki günde bir ballı masaj yapın. Beslenmenize dikkat edin. Sabahları soğuk duş alın. Selülitte önemli olan dolaşımın hızlanmasıdır. Kılcal damarlar kan pompalamaya başlayınca bölgedeki dokular canlanır ve kendini yeniler.
Uzmanlar, doğal kıllı bir vücut fırçası kullanılarak, selülitin olduğu bölgelerin, cilt kuruyken fırçalanıp uyarılabileceğini de belirterek şunları kaydediyor: Nazikçe fırçalayarak başlayın. Vücudunuz alıştıkça biraz daha güçlü şekilde ovabilirsiniz. Ancak cildi harap etmemeye de özen gösterin.

Selülit Ürünleri Yapmaya Devam:

- Masaj reçetesi. 2 ölçü badem yağı, 1 ölçü limon yağı, ¼ ölçü lime yağı, 3 ölçü kırmızı şarap, 3 ölçü vodka. Problemli bölgeleri günde 2 defa süngerle uygulayın.
- Masaj reçetesi 2. Taze defne ve biberiyeyi cam kavanoza koyun. Üzerine çıkacak kadar susam yağı ve iki çorba kaşığı soya yağını karıştırın. İki hafta güneşte bekletin. Ardından karışımı süzüp içine 4 limon suyu sıkın. Vücudunuza masaj yaparak uygulayın. Bu karışım kan dolaşımını hızlandırır.
- Selülit kremi: 25 gram okaliptüs yağı + 25 gram melisa yağı + 25 gram adaçayı + 15 adet dövülmüş aspirin + 10 adet limon suyu. Malzemeler iyice birbirine karıştırılır ve sonra masaj yaparak cilde uygulanır. Romatizma ağrısı için de çok faydalıdır.
Bu arada tabii bu masajları, kremleri yapıp kullanırken unutulmaması gereken en önemli şey yukarıda da belirttiğimiz gibi beslenme ve harekettir. Türk cerrah Dr. Mehmet Öz’ün söylediği gibi: “Selülit, deri ile kas dokusunu bir arada tutan lifli bölgedeki yağ birikimi sonucu oluşur. Krem kullanarak selülitten geçici olarak kurtulursunuz, ama yeniden ortaya çıkar. Selülitsiz bir bedene sahip olmak için beslenmenize dikkat etmeniz ve egzersiz yapmanız gerekiyor.”

Selülit tedavisi için bir ipucu: Deniz kumu iyi bir selülit önleyicidir. Kumun içeriğinde bulunan iyot cildinizi canlandırdığı gibi, kumun kendisi cildi ölü deriden arındırır ve selülitleri parçalamaya yardımcı olur.

Ünlülerden Birkaç Selülit Reçetesi

- Nüket Duru’dan Selülit Reçetesi. Selülitli bölge 10 dakika kaya tuzuyla ovulur. Sonra ılık suyla yıkanıp mısır unuyla ovulur. Ardından maydanoz tohumu kaynatılıp içilir.

- Tülin Şahin’in Selülit Reçetesi . Günde 5 meyve yemek, yürüyüş ve su jimnastiği yapmak.

Sağlıklı yaşam konusunda yazıları ve çalışmalarıyla tanınan Dr. Ender Saraç’tan selülit masajı yağı reçetesi. Ender Saraç’ın tecrübelerine dayanarak geliştirdiği bu masaj yağı en az 3 hafta uygulanırsa 1-2 ay içinde sonuç verebiliyor. 1/2 tatlı kaşığı susamyağı, 1/2 kahve kaşığı portakal yağı, 4-5 damla biberiye yağı, 10 damla kekikyağını temiz bir kapta karıştırın. Sonra bu karışımı hafifçe ısıtın (vücut ısısına yakın olması yeterli). Selülit olan bölgeye ellerinizle yedirerek sürün ve iyice yedirdikten sonra hafifçe cildi kızartacak şekilde ham ipek keseyle veya kabak lifi gibi bir keseyle sertçe bastırarak en az 10-15 dakika masaj yapın. Daha sonra yağlı selülitli bölgeyi mutfak streçiyle sarın ve hemen ter atmak için spora veya egzersize gidin. En az 20 dakika aktif ve terletici hareket yaptıktan sonra banyoda iyice ovalayarak yıkanın. Eğer zamanınız varsa bu işlemi sabah ve akşam, yoksa sadece günde bir kez yapabilirsiniz.

6 Ağustos 2007 Pazartesi

Menapoz sonrası saç bakım teknikleri

Menapoz sinyalleri veriyorsunuz ayrıca saçlarınız da inceldi, kurudu ve azaldı. Demek ki saçınızın artık desteğe ihtiyacı var!
Kolajen, retinol veya bitkisel (phyto) hormonlar denince aklınıza ne gelir? Herhalde yaşlanma etkilerini geciktiren kremleri düşünürsünüz. Çünkü bu maddeler, kremlerin içeriğindeki en önemli etken maddeleri oluşturuyorlar.

Ancak son zamanlarda bu maddelere saç bakım ürünlerinde de rastlamak mümkün. Sadece cildimiz değil, saçımız da zaman geçtikçe değişim gösteriyor. Kadınların yüzde 60'ı, saçlarının menopoz döneminden sonra inceldiğini, seyreldiğini ve daha kuru olduğunu söylüyor.

Çünkü yaşla birlikte hormon dengesi değiştiğinden, saç derisindeki kan dolaşımı yavaşlıyor ve böylece saç kökleri yeterince beslenemez hale geliyor. Sonuç: Genç saç telinde 10 tabaka varken, bunların sayısı olgun saçlarda 4'e kadar iniyor.

Yaşlanmayı Geciktirici Maddeler

Kremlerdeki yaşlanma geciktirici maddeler saçımıza nasıl etki ediyor? Saçta kırışık mı oluşuyor ki? Cevabı basit: Maddeler, saç köklerine etki ediyor. Saç telinin yapısına etki eden sıradan şampuanların aksine, olgun saçlara hitap eden ürünler özellikle saç derisi üzerinde etkilerini gösteriyorlar. Bu şekilde aynı zamanda daha kalıcı bir sonuç elde ediliyor.

Örneğin; Şerbetçiotundan elde edilen bitkisel östrojenler, vücudumuzun kendi ürettiği hormonlara neredeyse tıpatıp benziyor. Saçın eksiklerini tamamlıyor ve böylece saç bitimini hızlandırıyorlar. Pro-retinol hücre yenilenmesini hızlandırıyor, akasya ağacından elde edilen kolajen ise saç foleküllerinin beslenmesini arttırıyor.

Ayrıca her bir teli nemlendirerek koruduğu için, anında gözle görülür bir iyileşme sağlıyor. Üzümden elde edilen prosiyanidin maddesine de artık sadece yüz kremlerinde rastlamayacaksınız. Bu madde, hücrelere zarar veren serbest radikallerin etkisini durdurduğu için, cildinizi koruduğu gibi saçınızı da yaşlanmaktan koruyor.

Saç dökülmesini yavaşlatın

Saçların sertleşmesi iyi bir şey değildir. Ancak vücudun östrojen seviyesinde düşme yaşanmasıyla birlikte, saç derisindeki kolajen lifleri de bundan etkilenerek sertleşmeye sebep olurlar. Sertleşen kolajen çileleri saç kökünü tıpkı bir lastik bant gibi sıkarak kan dolaşımını ve beslenmeyi engeller ta ki saç teli beslenemediği için ölüp düşene kadar.

Günümüzde, 50 yaşın üzerindeki kadınların yüzde 40'ında bu sorun var. Saçınızın seyrelmesini engellemek için frene zamanında basmanız ve saçınızı gerçek bir küre sokmanız gerekli. Tavşan kirazından elde edilen neuroscin veya kafein, saçlı derideki kan dolaşımını hızlandırdığı için oldukça faydalıdır. Sentetik bir molekül olan aminexil ise sertleşen kolajen liflerini gevşettiği için saçın dökülüşünü yavaşlatır. Tüm bu maddeler şampuandan ziyade ampul veya tonik olarak kullanıldığında, gece de saçın içinde kaldığından daha yoğun etkiye sahip olur.

Beyaz saç güzeldir ama sararmazsa!

Önce bir tane, sonra iki, sonra üç, derken dört... Beyaz saçlar, tıpkı sonbahar yaprakları gibidir. Teker teker artar ve sürekli çoğalırlar. Saçın doğal renginin solmasından (saçın beyazlamasından), saçtaki melanin içeriği sorumludur.

Yıllar geçtikçe melanin üretimi azalır ve zaman zaman yerini sadece hava kabarcıklarına bırakır. Yine de saçınız beyazlıyor diye üzülmeyin. Çünkü beyaz veya kır saç son derece asil bir görünüme sahiptir. Yeter ki sararmasın. Sararma da tıpkı hormonlarda gördüğümüz gibi bir eksilme sürecinden kaynaklanır.

Saçtan ilk önce koyu renkli pigmentler eksilir böylece sarıya yakın pigmentler ağır basar. Bundan dolayı, kestane saçları olanların sarışınlara nazaran daha erken saçları beyazlar. Ayrıca cildin yağ ve ter üretimi, UV ışınlarına maruz kalmak da bu süreçte anahtar rol oynar.

İşte bu gibi durumlarda özel beyaz saç şampuanlarını kullanabilirsiniz. Bunlar, içerdikleri adaçayı ile ter ve yağ bezlerini daraltır, güneşin zararlı UV ışınlarına karşı koruma sağlarlar.

5 Ağustos 2007 Pazar

Bikini seçimin de dikkat edilecek noktalar


Vücut Tipinize Göre Bikinini seçimi nasıl olmalıdır ?


Yaz sezonu açılınca kadınların en büyük telaşı kendi vücutlarına uygun bir bikini bulmak...Öncelikle işe kendi vücudumuzu tanıyarak başlamalıyız.Ancak bu şekilde doğru bikini modelini kendinize yakıştırabilirsiniz. Birkaç küçük hileyle vücudunuz için en doğru tercihi bulmaya ne dersiniz?

Uzun vücut:

Uzun bir vücudunuz varsa mutlaka yatay çizgileri olan bir bikini modeli tercih etmelisiniz. En iyi hile; renklerle oynamak.Açık renkler ve üzerine koyu renk desenler, uzun vücutlu kadınların seçeneği olmalı.

Kaçınılması gerekenler: Dikey çizgiler vücudunuzu daha da uzun gösterir.

Elma tipi: geniş omuz, kalın bel, balık eti

Eğer göbek bölgenizde sorun yaşıyorsanız, renk tercihini dikkatli yapmalısınız. Fazla süslü bikini modelleri yerine büyük desenli ve koyu renkleri tercih etmelisiniz. Bikini altı için şortlu modelleri kullanabilirsiniz.Bikini üstü için de büyük üçgen tarz seçilmeli.Göğsü ve basen bölgesini toplarlayı modeller ideal.

Kaçınılması gerekenler: Fazla karışık, göz yorucu modeller vücudu hantallaştırır.


Armut tipi: küçük göğüs, geniş kalça


Göğüsleriniz küçükse destekli ve fırfır detaylı modelleri kullanabilirsiniz. İpli bikini altları da geniş kalçayı saklamak için en uygun yol.

Kaçınılması gerekenler: Üçgen bikiniler, fırfırlı bikini altları.


Çilek tipi: büyük göğüs, geniş sırt, dar kalça

Straplez bikiniler bu vücut tipine sahip kadınlar için en uygun seçim. Büyük üçgen cup'larda bu vücut tipini toparlar. Dar kalçalar içinse oldukça düşük belli, kalın kenarlı bikini altları kullanılmalı.

Kaçınılması gerekenler: Yüksek bel, destekli üstler.


Atletik vücut: geniş omuz

Geniş omuzlarınızla erkeksi görünümü yok etmek için sevimli bikini modellerini tercih etmelisiniz. Çiçekli, tropik desenleri kullanmalısınız. Feminen çizgileri olan bikiniler sizin için en uygunu.

Kaçınılması gerekenler: Atletik vücudunuzu daha da gösterecek sportif modellerden uzak durmalısınız.

Düz vücut:

En şanslı vücut tipine sahipsiniz eğer düz bir yapıya sahipseniz. Bu sezonun da trendi olan mayokiniler tam size göre. Bel dekolteli modellerle hem daha seksi bir görünüm elde edecek hem de düz hatlarınızı biraz kırmış olacaksınız.

Kaçınılması gerekenler: Kaçınmanız gereken hiçbirşey yok.Bikini tercihlerinizde özgürsünüz.

kas almanın puf noktalari



Yüze anlamını kaşlar verir dersek, pek de yanılmış sayılmayız. Kaş ve makyaj uzmanı Birkan Hasan Zorgül, doğru kaş almanın inceliklerini ve kaşlarla ilgili bilmemiz gereken her şeyi anlattı.Hangi yüze hangi kaş gider? Her yüzün bir ifadesi vardır. Bu ifadeyi bozmamak adına yapılması gereken yegane kural, kaş yapısını belirleyen adaleyi takip etmektir. Eğer kişi farklı bir talepte bulunuyorsa o zaman kaşın çıkışı ve kişinin talebi baz alınarak hareket edilir. Evde kaş alırken nelere dikkat etmemiz gerekir? Evde kaş alırken kadınlar öncelikle kaşın çıkışına dikkat etmelidirler. Kaşların çıkış yönünde alınması batık sorununu engeller. Ayrıca kaş alınırken cımbızın ucunu takip etmek önem taşır. Böylece hangi tüyü yakaladıklarını görebilirler.


Kaşlardaki yeni trendler neler?

Dünyada genel olarak doğal görünümlü kalın kaşlara yönelik bir eğilim var. Doğru olduğuna inandığım bu tarzı severek uyguluyorum. Ancak müşterilerimizin taleplerine göre adale yapısına sadık kalarak da kaşı inceltiyoruz.

Kaşlarla ilgili doğrular-yanlışlar

Kaş üsten alınmamalı

Kaşın alınması, yaşla birlikte yer çekiminin de etkisiyle, adalelerin gevşemesini hızlandıracaktır. Bu durumda kaşın düşmesi söz konusudur. Kaş alımında üst bölgede lazer, ip, epilasyon gibi yöntemlerden kaçınmak gerekir.

Kaş kesilmemeli

Kaş alınırken sık başvurulan bir yöntem olan kaş kesimi, çıkışının bozulmasına kaş kıllarının da sertleşmesine ve uzamasına sebep olur. Kaş kesimi yerine aradan çıkan uzamış sert kılların alınması tercih edilmelidir.

Küsen kaş tekrar çıkmaz

Çoğu kez yanlış alımdan kaynaklanan ve kaş küsmesi olarak adlandırılan kaşın çıkmaması problemi, çözülebilen bir sorundur. Eğer kişinin kan dolaşımı, kansızlık ya da stres gibi bir problem yoksa zayıflayan kıl zaman içinde yenilenir. Fakat isteğe bağlı olarak sarı tüyleri canlandırmak için iki farklı yöntem uygulanabilir.

a- Ustura tarzı keserek kaşlar beslenebilir

b- Kan dolaşımını yoğunlaştırıcı krem tarzı ürünler ya da masajlar tercih edilebilir

Sorunlu kaşlarda kalıcı makyaj tercih edilebilir

Çok mecbur olmadıkça kalıcı makyajın kaşa tercih edilmemesinden yanayım. Adaleye yapılan her hareket ona zarar verecek, deriye yapılan her darbe ise deformasyona sebep olacaktır.

Alınan kaşın toparlanması zaman alır

Alınan kaşın tekrar aktif duruma gelmesi ve tamamlanması altı ay- bir sene arası zamana yayılır. Söz konusu zaman kişinin vücut yapısına göre değişir.

30 Temmuz 2007 Pazartesi

Giyim hileleri

Giyim hilelerini kullanarak bedeninizdeki kusurları gizleyebilirsiniz!

Göğüs ve bacaklar için
Küçük göğüs için silikonlu sütyen kullanın. Eğer göğsünüz büyükse, toparlayıcı, kapları geniş ve bastırıp sıkıştıran sutyenler sizin için ideal.

Bacaklarınız kalınsa toparlayıcı çoraplar giyinin. Piyasada ince gösteren likralı çoraplar var. Hatta yaz için de, açık ayakkabıyla giyilebilecek, külot ve ayak kısmı olmayan ince çoraplar var.

Sırt dekolteniz için de sırtı açık sutyenler var. Boyundan bağlanan sutyenler dekolte kıyafetler için...

Elbiseniz hem askısız hem dekolte ise ve göğüsleriniz ufaksa, elbise içine göğüs kapları diktirebilirsiniz.

Popoyu küçültün
Geniş, basenlililer için toplayıcı sıklaştırıcı likralı çoraplar var.

Dar basenliler için silikonlu korseler var. Kenarları takviyeli bu korseler, kalçayı geniş ve şekilli gösteriyor. Kalçanız forma giriyor.

Göbeğiniz ve karnınızın olması da sorun değil. Bele kadar yüksek çamaşır külotlar sert ve toplayıcı özelliğiyle fazlalıkları kapatıyor.

Bunlara dikkat!
Kilolular koyu pastel renk giymeli.

Kalın olan bölgelere koyu renkler gelmeli, zayıf bölgelere de açık renkler denk düşmeli.

Göğsünüz büyükse, bu bölgede göz alacak işlemeli, pırıltılı şeyler olmalı.

Kiloluysanız kıyafetin çizgileri boyuna olmalı. Boyunuz kısaysa yine dikey çizgili kıyafetleri tercih edin.

Boynunuz kısaysa boyundan bağlı kıyafetlerden uzak durun.

Büyük ve taraklı ayaklarınız varsa, ince bantlı ayakkabılar giymeyin. Önü sivri, kapalı zarif pabuçlar kullanın.

29 Temmuz 2007 Pazar

dunyanin en guzel kusursuz kadini


Burada bir program yardımı ile bir çok bayan yüzünün birleştirilmesi ile kusursuz bir yüz oluşturulmuş gerçekten incelerseniz kusursuz bir yüz olduğunun farkına varacaksınız...

2007 sac modelleri

Evet sevgili bayanlar 2007 yılının bazı saç modelleri belki sizde bir fikir oluşturabilir...


































26 Temmuz 2007 Perşembe

Ruj surmenin puf noktalari



Ruj Sürme Sanatı

Bir kadın için iletişimin başladığı yerdir dudaklar. Konuşurken, yemek yerken, bir şeyler içerken sürekli yüzün en dikkat çeken referans noktasıdır. Dudaklarınızın mükemmel görünmesini sağlamak biraz özen gerektirir. Bir kaç basit noktaya dikkat ederek siz de özel dudaklara sahip olabilirsiniz.

- Ruju sürmeden önce dudak üzerindeki sertleşmiş kabukları temizleyin.

- Rujun dayanıklı olması ve mat bir yüzey elde etmek için dudaklarınızı hafifçe pudralayın. Dudaklarınıza dudak kalemi ile çerçeve çizin. Dudaklarınızın içini, bu çizgiye kadar doldurmak için bir dudak fırçası kullanın.

- Daha kalıcı bir sonuç istiyorsanız dudaklarınızı toz pudra ile pudralayın ve rujunuzu yeniden sürün.

- Dudaklara parlatıcı sürerek bitirin. Ve birkaç ipucu:

- Rujdan önce ince bir fondöten tabakası uygulamak renk değişimini önler.

- Parlak ve açık renkler dudakları vurgular ve daha büyük gösterirken, koyu ve mat tonlar dudakları daha küçük gösterir.

- Daima ruj tonunuza yakın bir dudak kalemi seçin.

- Dişlerde ruj kalmaması için kağıt mendille kurutun.

- Gün ilerledikçe topaklanma veya dağılma olmaması için pamuklu çubuk ile köşeleri düzeltin.

Aslında pek azımız biçimli dudaklara sahibiz. Ama birkaç makyaj hilesi ile kusurları gizleyebilir, mükemmel bir görüntü yaratabiliriz.

İnce dudaklar

Rujunuzu doğal konturun hemen dışına uygulayarak ince dudakları dolgunlaştırın. Dudakları ince bir toz pudra tabakası ile pudralayın. Ruju sürün. Açık tonlardaki rujları tercih edin.

Kalın dudaklar

Dudaklara önce bir miktar fondöten sürün. Doğal konturun içerisinde dudak çizgisinin sınırlarını ortaya koyarak dudakları inceltin ya da dudakların dışına daha açık renk, dudakların ortasına daha koyu renk uygulayın. Çok parlak veya açık renklerden kaçının.

Normal dudaklar

Eh, bu durumda pek bir çabaya gerek yok. Dudaklara önce bir miktar fondöten uygulayın. Doğal contour çizgisi üzerine dudak çizgisini yapın. Dudaklarda örtülmesi gereken hiçbir hata olmadığından arzu ettiğiniz renkleri kullanabilirsiniz.

Düşük dudaklar

Dudağın kenarlarına bir miktar fondöten ya da kapatıcı uygulayın. Daha sonra üzerine toz pudra sürün. Dudak kalemini doğal contour çizgisi üzerine sürün, ancak köşelere gelirken çizgiyi yukarı çekin.

Ve unutmayın: Daha açık ve daha pastel renkler dudakları daha büyük gösterir. Daha koyu ve mat tonlar ise dudakları daha küçük gösterir.

25 Temmuz 2007 Çarşamba

Bes adimda bikini vucudu



Önce egzersizlerle duruşunuz değişecek, ardından vücudunuzu ölü derilerden arındıracak ve nemlendireceksiniz. Anında sıkılaştırılan ürünler, bronzlaştırıcı sprey, vücut fondöteni ve ışıltılı kremler son noktayı koyacak. Sonra, aynadaki bikinili kadını tanıyamayacaksınız!


Formsante dergisi mayıs sayısında, bikinili vücuda giden beş adımı hatırlatıyor...

İyi bir duruş

Doğru durmayı bilmek, vücudunuzun sadece saniyeler içinde bile çok daha güzel görünmesini sağlayabilir. Üstelik iyi bir vücut duruşunu benimsemek aynı zamanda harika bir egzersiz yerine geçer. Omurganızın ortasından geçen bir ipin, başınızın üzerinden çekildiğini hayal edin. Midenizi içeri çekin, poponuzu hafifçe kasın ve göğsünüzü çıkarın. Omuzlarınız gevşek ve geride durmalı. Çeneniz yere paralel ve başınız vücudunuza uygun şekilde dik durmalı. Otururken de önemli kural vücudunuzun dikliğini bozmamanızdır.

Ölü derilerden kurtulun

Ölü derileri attıktan sonra incelen cilt, daha düzgün ve şeffaf görünür. Ölü derilerden kurtulma işleminin bir faydası da, kuru ve sert yüzey hücrelerinden kurtulan cildin nemlendiriciyi kabul etmeye ve emmeye hazır hale gelmesi. İşte etkili bir tarif, bir kase dövülmüş badem ya da fındığın içine iri bir domatesi rendeleyin ve bu karışımla, özellikle dirsek ve dizlerde yoğunlaşarak, bütün vücudunuzu ovun.

Yoğun nemlendirme

Ölü derilerden arındırdığınız cildinizi nemlendirerek hem ipeksi bir görüntüye kavuşturabilir, hem de harika bir bronzluk için zemin hazırlayabilirsiniz. Banyodan çıkıp, havluyla kurulandıktan hemen sonra, cildiniz henüz nemliyken nemlendirici ürününüzü uygulayabilir ve cildin üzerindeki suyu hapsedebilirsiniz. Zaten nemlendiricilerin en önemli işlevi cildin üzerinde koruyucu bir tabaka oluşturmaktır.

Anında sıkılık ürünleri

Anında sıkılık sağlayan bu ürünlerin vücuda özel olanlarıyla, sadece dakikalar içinde vücudunuz daha güzel ve fit görünebiliyor. Ayrıca ödemi ve vücudun tuttuğu fazla suyun atılmasını kolaylaştıran bu ürünler özellikle bacaklarınızı daha hafif hissetmenizi de sağlıyor.

Vücut makyajı

Bikininizi giymeden önce 20 dakikanızı bu iş için ayırmanız yeterli. Tercihinize göre, önce yapmanız gereken bronzlaştırıcıyı uygulamak olmalı. Eğer daha fazla vaktiniz varsa, anında değil de, bir-iki saat içinde etkisini gösteren güneşsiz bronzlaştırıcı ürünlerden de faydalanabilirsiniz. Sonra da, vücut fondötenini ya da ışıltı kremleri sürerek bikininizi giyebilirsiniz.